22 June 2024

Yagi - Omni

Dünya ilgiyle izliyor, inanılması neredeyse gerçek üstü gibi duran GPT-4o kabiliyeti hepimizi şaşırtmakla kalmadı aynı zamanda da tedirginlik yarattı. Gelin 4o - Omni sözcüğünün tarihsel evrimine göz atalım…

Üniversite yıllarımı hiç unutamadım. Daha okulun ilk dönemlerinde ders kitaplarıma ve defterlerime Elektronik Mühendisi Suat Baysan yazdığımı 47 yıl sonra, bugün gibi hatırlıyorum. Aradan geçen bunca zamana karşı bazı kitaplarımı üzerindeki yapıştırma yazılar ile hala sakladığımı ifade etmek isterim.  Aslında taze bilgileri keşfetmenin yegâne çıkar yolu kütüphaneye kapanıp kıymetli kitapları dikkatle ve içimize sindirerek okumaktı. İlginçtir, yıpranmış yazılı belgeler çağdaş buluşlara açılan yolların haritalarını barındırıyordu.

Şimdi yadırganabilir, internetsiz bir çağda nasıl olurda öğrenme zorlukları aşılabilirdi. Bana yöneltilen mantıklı birçok soruya gülümseyerek cevap veriyorum. Hayıflanmıyorduk, yakınmıyorduk, ne kadar güç olursa olsun öğrenme merakımız aksamadan devam ediyordu.

20 May 2024

Kriptoloji Milattan Önce mi başladı? – Sezar Şifresi

Bilinen en eski kodlama sistemi Roma Cumhuriyeti son diktatörü “Julius Cesear” Jül Sezar tarafından milattan önce 50 yılında tasarlanarak o dönemde uygulanmaya başlanmıştır. Roma Cumhuriyetinin, İmparatorluğa geçiş sürecinde iletişimin önemi her geçen zaman daha da hassas konuma yükselmekteydi.

Yönetim ve denetim altında tutulması gereken alanların büyüklüğü, bilginin hedefe ulaştırılmasında geçen süre zaten ciddi bir zorlama durumu ortaya koymaktadır. Ünlü Sezar Latin diliyle gönderilen haberleşme sisteminin ileride yaşanacak gelişmeleri desteklemeyeceği gerçeğinin farkında olarak ilk kodlama aracının icat edilmesini sağlamış oldu.

Milattan önce 49 yılında Sezar küçük ve tek bir tümen “legion” ile Rubicon nehrini geçerek Roma’ya yönlendi. Rubicon nehri ismini Latince kırmızıdan almaktaydı. Sığ yatağının altında demir cevheri bulunması dolayısıyla nehre kırmızı bir renk görüntüsü hâkimdi.

Aslında kendi kontrolündeki kuzey bölgesiyle İtalya arasında ki antlaşma Rubicon nehrini sınır olarak belirliyordu. Yasal olarak hükümlerin karşılıklı çiğnenmemesi ve hududun geçilmemesi tanımlanarak, sınır hattından geçişlerin engellenmesi saptanmıştı. Sezar aslında ırmak niteliğinde olan bu suyolunu geçmeden önceki gece ciddi bir tereddüt yaşamıştır. Bir solukta aşılacak engelin stratejik sonuçlar doğuracağının farkındaydı. Hareketin hemen öncesinde komutanları ile toplanarak, doğaüstü bir gücün kendisine cesaret ve kuvvet verdiğini söylemiştir. Ardından çekinmeden Rubicon nehrini aşmış ve sezgilerine güvenerek yoluna devam kararı vermiştir. Diğer tarafa yaşanan ilk akşam yemeğinde o tarihe mal olacak ünlü sözü söylediği ifade edilmektedir.

“alea iacta est” sözcükleri, geri dönüşü olmayan bir maceraya atılmanın açıklamasıydı. Bir tarafta gösterişi, diğer tarafta ise kaygıyı yansıtmaktaydı. Yüzleşmekte olduğu riskin de farkında olarak serüvene devam etmek anlamına geliyordu. İngilizce karşılığı olarak zar atılmıştı anlamını taşıyordu “the die is cast” kelimeleri ile örtüşüyordu. Türkçeye çevirisinde kullanılan “ok yaydan çıktı” deyimi kanımca daha yalın bir gururu yansıtmakta. Bazı kaynaklar bu deyimin Yunan yazar Menandros’a ait olduğunu belgelemektedir.

04 May 2024

May the fourth be with you - 1977 yılı

May the force be with you (Star Wars)

Yıldız Savaşları

47 yıl önce, 1977 Temmuz yılında üniversite eğitimimi tamamlamış diplomamı büyük bir heyecan içinde almıştım. İngiltere’den Türkiye’de ki ailem ile mektupla haberleşmiş ve 5 yıl emek verdiğim mutlu sona eriştiğimi paylaşmıştım.

Mektupların yazılı olarak gönderilmesi duygusal mesajların iletiminde zorluk oluşturduğu için yeni bir teknoloji imdadımıza yetişmişti. Müzik dünyasının vazgeçilmez yenilikçi ürünü zaman zaman da skandallarla anılan ses kasetleri bizim için muhteşem bir araca dönüşmüştü. Sesli iletimizi manyetik bantlı kasetlere kaydeder ülkemize posta ile gönderirdik. Ailemizin sesimizi duymasının verdiği mutluluğu uzaktan hisseder sanki onlarla beraber aynı anda gözyaşı dökerdik.

Telekom sistemleri henüz evrimini tamamlamamış olmasına rağmen zor da olsa kullanılmaktaydı. Mekanik sistemlerin henüz elektronik sayısal teknolojiyle güncellenmesi başlamamıştı. Ancak o zamanki adıyla ankisörlü telefonların tarifesi hem çok pahalı hem de her koşulda iletişim sağlamakta yeterli olamıyordu. Ankisör Fransızca “encaisseur” tahsildar sözcüğünden alınmıştır.

Türkiye’de kulübelere yerleştirilmiş cihazlar, para yerine geçen Jetonlarla çalışmaktaydı. İngiltere’de telefon kasasına 50 Pence yerleştirince kısa bir süreliğine de olsa yerel konuşma imkânı sağlamaktaydı. Ancak uluslararası görüşme ne yazık ki mümkün değildi. Kullanıcıların kendilerinin rakamları çevirerek yurt dışına ulaştıkları işaretleşme sistemlerini 1980 sonraları tasarlamış ve PTT’nin hizmetine sunmuştuk.

Mezuniyet sevinci o kadar etkileyici bir rahatlama sağlamıştı ki her 3 koldan neşeyle bilgiyi paylaştığımı hatırlıyorum.

15 April 2024

Fintech - BaaS "Banking as a Service"

Finansal Teknolojiler, kavramsal tasarım olarak 2008 yılında başlayan gelişmesini ivmelenerek sürdürmektedir. Finansal krizin hemen sonrasında bankalara olan güvensizliğin tetiklemesi ile birlikte temelleri atılmıştır.

Düzenlemelerin izleyen dönemde kapsamlı olarak tanımlanmasının ardında teknolojinin önü bu kez bir finansal araç olarak açılmıştır. Hemen sonrasında kripto paraların 2009 yılından itibaren kullanıma girmesi ve  “block chain” destekli altyapının güvenliği sağlanması neticesinde Fintech ciddi bir seçenek olarak sektörde yerini almış ve pazarda tutunmuştur.

Fintech bağımlılığının artmasını sağlayacak, paydaşlarla iletişim aracı olan, akıllı telefonların yaygın sahiplenilmesi olmuştur. Sayısal Bankacılık uygulamalarının kullanım kolaylığı eşik değerini aşması sonucunda bankacılık hizmetleri servis olarak konumlandırılmaya geçiş yapmıştır. (BaaS).

10 April 2024

Turf & Proximity Clash - A Personal & Business Perspective

Here is a definition from “Cambridge Dictionary - the surface layer of land on which grass is growing, consisting of the grass and the soil in which its roots grow, or a piece of this that is cut from the ground and is usually rectangular”

In simple terms it is the size of space that is occupied as you live and work. We will take a closer look at these expressions from a corporate angle and try to understand why it mattered to have a larger territory. Also not forgetting how managers insisted on having their teams situated very close to center of power.

I remember the traditional days when managers were so keen to have larger and prestigious offices as they climbed up the executive stairs. Every single step mattered therefore it had to be marked with something that needed to be different. Income was invisible thus did not provide the means to reflect the true nature of success. Material aspects of achievement were prerequisites and were essential to distinguish titles.

Such desire could only be filled with a more powerful car to drive and a larger room to conduct business. It was like a mathematical formula area is equivalent to knowledge. This does not certainly mean that only those without proper credentials deserve and acquire promotions. It is just a correlation that comes up over and over again especially within the family businesses. A quick jump from Zero-to-Hero may have been the inclination with glamorous surroundings, however without decent craftsmanship results turn out to be a tragedy.

On the other hand well-structured and executed corporations placed emphasis to vocational training and the best person with cognitive capabilities gained access to reputable slots. Soft skills had played an essential part during the selection process. “EQ” emotional quotient has always been a key ingredient to be able to fulfil these awesome responsibilities. Recently “AQ” Adaptability, “DQ” Digital Quotients are being appreciated.

Physical Proximity of professionals to the leader was sought both by management in charge as well as their reporting lines. Those were the days when, just to be at eye sight, started Proximity Clash. I have always wondered why the Turf Clash were implanted repeatedly at the top of the agendas.

21 March 2024

Akıllı Şehirler - Hareketlilik "Mobility"

Gelecek öngörüsü tutkusuyla düşünce üreten uzmanlar iki konuda hem fikir görünüyorlar.

Birincisi insan ve ürünlerin hareketliliğini ve akışkanlığını yeniden tasarlamak… İkincisi güvenilir çevre dostu çığır açıcı çözümlerle amaca ulaşmak…

İnsan, mal ve hizmetlerin hareketliliğinin, bugünden daha hızlı, güvenilir, iyileştirilmiş maliyet temelli ve daha temiz, gerçekleştirileceği kuşkusuzdur. Bütünsel yaklaşımla belirlenecek dokunuşlar eş zamanlı ve bağlantılı süreçlerin birlikte anlık uygulanmasıyla mümkün olabilecektir. Yeniden şekillenmekte olan hareketlilik sistemi, pürüzsüz ulaşım kabiliyeti neticesinde daha kişisel, kullanışlı, elverişli, erişilebilir ve kapsayıcı olarak tanımlanmaktadır. Aslında insan ve ürün yolculuğu akıllı şehir kavramsal yapısı doğrultusunda evrilmekte ve dönüşmektedir. Taze hareketlilik yöntemlerinin biçimlenmesini temiz enerji, akıllı malzemeler ve öncelikle paylaşım ekonomisi tetiklemektedir.

Bir noktadan başlayarak hedef noktasına ulaşımın arka planında görev yapan sayısal, otonom ve yaygın bağlantılı sistemlerin bulunması da şaşırtıcı değildir. Uzun zamandır faydalanılmakta olunan endüstriyel iş yapış süreçleri yerini yeni gelişmekte olan çağdaş işleyişlere bırakmaktadır.

12 March 2024

The grass is not always greener on the other side of the fence

Personally living in a house with a garden I tend to understand that it is easier said than done to look after a healthy looking dreamland. When I come across those beautifully nursed green fields I cannot escape from asking myself the simplest question. What is the magical touch that provides the means to this exquisiteness and grace?

I have learned over a long period of time that nature actually assists ability of survival in any hostile environment. Therefore it may seem rather odd to glance to a terrain of wilderness and think that nothing is happening. Barren land may not take your breath away yet existing biodiversity in any environment is the foundation for endurance and continuity. Reinforcing the eco-system to balance itself to face all the worst to come in future.

Astounding knowledge of flowering plants has taken me deep into pure reality. I have noticed that nature prefers colours not to please humans but rather to attract insects. Offering their pollen as a source of nutrition so that in return gaining strength and food to regenerate their species. Insects fly from flower to flower to collect nectar. In the meantime indirectly transporting pollen and seeds.

To my stunning astonishment I realised that insect’s preference of colour and fragrance is not always in line with my inclinations. Insects selected flowers that not necessarily produce finest scents to human appreciation. One such plant attracted so many bees and we had to take it out of the garden because we were not keen on the odour.

As we dwelled into more colour and smell the garden exhibited and displayed its attractiveness and orderliness to our human friends.

On the other hand if not conceived as potential food source the plants were destined to perish. Therefore this would not be a sustainable process and needs constant care of the gardener. The matter worsens as, sunlight, water beyond rain fall, pesticides, herbicides and fertilisers are, main ingredients to nurture and preserve this charm and elegance.

In a nut shell ample amount of resources are to be invested to a short term glimpse of this sparkle. Yet the real customers such as the bees will pay little or no desire to experience this delicacy since the product would not satisfy their purpose of longevity.

Therefore the grass may look greener from outside to those who see what they expect to see. I am not hinting that this is not proper. We all need to come out of anxiety and feel overwhelmed to witness such a unique perspective. All we need is to figure out the complex architecture and appreciate the cost associated to keep running such a fascinating greenhouse.

So could this be a call for the enterprise leadership. How to design an attractive garden full of joyful offers. Comprehensive perception from inside may be very pleasing to gaze to delightful landscape.

However scrutinised planning to achieve essential customer loyalty is an imperative decision. As a result contributing to a tremendous product profitability. Hit the bull’s eye so to speak.

At the end of the day managing such a challenge is a way of designing a masterpiece. Appreciating uneasiness and balancing during a tightrope walking hanging way above ground.

I hope I was able to raise critical questions in your minds. Spending precious time on thinking before acting should be adapted as a common practise. Success depends on configuring such a harmony with respect to both angles of consideration.

Loveliness & Choice

With art at the forefront businesses will flourish.

24 January 2024

Copernicus - COP28

2023 kayıtlara geçmiş en sıcak yıl olarak tarih sayfalarında şimdilik yerini aldı. 2024 ve ötesinde yeni rekorların kırılacak olması beklentisi ise oldukça yüksek. Dolayısıyla daha sık ve daha etkili yıkımlar ve afetlerle karşılaşabileceğimiz olasılığını kabullenmek zorundayız.

Acil olayların her an oluşabileceğini hatırlayarak, tepkilerin çok önceden planlanması ve hazırlıkların eksiksiz ve tam olarak ustaca yerine getirilmesi şarttır. Akıl ve zekâ ile geliştirmiş teknoloji araçları aniden oluşacak ve birbirine hiç benzemeyen koşulların farklılıklarını ortaya koyabilecek düzeydedir. Böylesine olağan dışı olaylar esnasında en etkili, güvenilir yol gösterici araç yine teknoloji olacaktır.

Sırasıyla göstergelerin süzdüğü olumsuz ölçülere değinmek yararlı olacaktır.

Avrupa Birliği uzay gözlem programının bir dilimi olan “Copernicus” yerküre hava izleme verilerine dayalı rakamlar, sanayileşme öncesi sıcaklık ortalamasına kıyasla dünyamızın 1.48 derece ısındığı gerçeğini yansıtmaktadır.

Program ismini ünlü bilim insanı Nicolaus Copernicus’dan almaktadır. Copernicus 1466 yılında Prusya Krallığı’nda (bugünkü Polonya) doğmuştur. Kilise hukuku üzerine doktora çalışması tamamlamış ve asıl mesleği olan Katolik Piskopos danışmanlığını sürdürmüştür. Diğer yandan olağanüstü gözlemi ve buluşu, ilgi ve alakasının matematik, astronomi ve harita bilimine olan merakının sonucudur. Astrofizik alanında bilimsel tarihin en duyarlı keşiflerinden birisini gerçekleştirmiştir 1543 yılında ölümünden kısa bir süre önce yayınlanan “Güneş Merkezli” sistem kitabı astronominin başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir.

Copernicus projesinin sağlamış olduğu bilgi, veri kümeleri uydulardan, kara ve deniz algılayıcılarından derlenmektedir. Kullanıcılar tarafından bedelsiz olarak işlenebilmekte ve öngörüler üretilebilmektedir. Çıktılar 6 başlık alında; 1-Atmosfer, 2-Kara, 3-Deniz, 4-İklim Değişikliği, 5-Güvenlik, 6-Acil Durum, kapsamında, kullanıcıların yararlanmaları amacıyla yayınlanmaktadır.

Birleşmiş Milletler (COP28) iklim değişikliği konferansı 30/11 – 12/12 2023 tarihleri arasında Birleşik Arap Emirlikleri’nde gerçekleştirildi. Konferansın sıra dışı araştırma olarak belirlenen sayısal küresel stok durumunun “stocktake” tamamlanmasıydı. Aslında tüm dünya 2015 Paris anlaşmasında verilen sözlerden oldukça uzakta olduğu gerçeğiyle bir kez daha yüzleşmişti. Karar verilmiş olan bütün alanlarda süreç oldukça yavaş ilerleme kaydetmişti. Sera gazı salınımlar, ilkim değişliği dayanıklılığı, hassasiyetle değerlendirilen finansal kaynaklar ve teknoloji desteği, girişimleri beklenen hızlanmayı göstermedi.

Dünya ülkeleri birleştirici kaynak planlaması ile yaşanmakta olan iklim krizine çare bulmak zorundadır. Hedefler 2030 yılına kadar fosil yakıtlarından kurtulmanın ivmelendirilmesi çağrısı olarak belirlenmiştir. Ülkeler sadece ürün geliştirerek böylesine karmaşık engelleri aşmanın mümkün olmadığının bilicindedir. Afetlerin hemen yanı başımızda beklediğinin farkında olarak nasıl? Ne zaman? Ve ne şekilde? Hasar vereceği bilgisi teknoloji uygulamalarının en üst düzeyde kullanımıyla doğru orantılıdır.

Copernicus’un beslediği bilgilendirmenin ve COP28 sonuç raporlarının ortak bileşeni küresel eko düzeninin bozulma kat sayısının artması olarak gündemde öncelikli yerini almıştır. Bu nedenle daha fazla gerilme dünyamızda kalıcı zedelenmeyle neticelenebilir.

Dünyamızın son 500 milyon içinde yaşamış olduğu kitlesel yok oluş sayısının 5 ila 10 arasında olduğu bilinmektedir. Bio çeşitliliğin ve çok hücreli organizmaların aniden azalışı olarak tanımlanmaktadır yok oluş. İlk kez doğal nedenlerden dolayı değil insanlığın hırsına, anlaşmazlığına yenik düşmektedir mavi küremiz. Kendimizin yarattığı sıkıntıya tanı koyamamak ise gerçek üstü yorumlara sebep olmaktadır.

Çözümü umutla tasarlamaya başladığımızın kuvvetli sezgilerini COP28 konferansı süresince deneyimledik. Teknoloji bir kez daha yardımımıza koşacak varsayımı bir kehanet değildir. Beklemek ve örnekleri görmek kurnazlığı burada çalışmayacaktır. Öncelikle şema ve çizimlerimizi uz görü ve öncülük temeline dayandırmalıyız. Teknolojinin inanılmaz gelişmesini benimsemek ve değer yaratacak katma değeri bulup çıkarmak amacımız olmalıdır. Sonuç olarak dönüşü olmayacak noktayı geçmeden kusursuzca eylem planlarını uygulayarak yıkıcı süreci tersine çevirebiliriz.

İcrayı San’at Eyle