01 November 2001

e-Türkiye, e-Avrupa Süreci ve Hedefler

Oturum Başkanı: Mustafa AKGÜL (Rahmetle Anıyoruz)

http://inet-tr.org.tr/inetconf7/oturumlar/eturkiye-eavrupa.doc

SUAT BAYSAN- Ben bu sunumda e-devlet yönetimi, Internet çağında yönetim modellerini anlatmak istiyordum, Başkan bana aşağı yukarı yarım saatlik bir vakit söz vermişti; ama herhalde 10 dakika içerisinde bitirmek zorundayım, sizin de sabrınızı taşırmak istemiyorum. Bazı slaytlarımı hızlı geçeceğim, onun için sizin okuduğunuzu varsayıp süratli geçmek istiyorum.

Internet’i bir ikinci sanayi devrimi olarak gördük, çok da tartıştık, “her şeyi değiştiriyor” dedik. Bütün şirketler, bütün bireyler ve bütün ülkeler bir değişim içerisinde. Bu değişimin sürücülerinin neler olduğuna baktığımız zaman, çeşitli değişim sürücüleri var; ama iki önemli olanı var ki, bunların üzerinde konuşmak istiyorum. Bunların bir tanesi, yeni yönetim şekli ile verimliliğin üzerinde durulması ve diğer ise yaşamsal mücadelede Internet’in etkisini tartışmak.

Bu Internet ekonomisinde yaşamsal mücadeleye girmeden önce, şöyle bir rekabetçiliğe bakalım ve bu rekabetçiliğin şirketler üzerindeki etkisini bir değerlendirelim

Burada gördüğünüz slaytta, katma değerin, rekabetin ve ortaya çıkan ürünlerin ne kadar zamanda tüketim ürünü haline geldiğini görüyorsunuz. Ancak Internet çağına girdiğimiz zaman, gördüğünüz gibi katma değeri belki bir entegre olarak alırsanız, alan olarak alırsanız, değeri hiç küçülmüyor, ancak süresi kısalıyor, daha çabuk rekabet takip edebiliyor ve sonunda daha çabuk bir tüketim ürünü haline gelebiliyor. Bu dünyada yaşayabilmek için liderlerin yaptığı mücadele, işte bu tepelerin en üstünde kendilerini konumlandırabilmek; eğer bu tepelerin üzerinde kendilerini konumlandırabilirlerse, Internet çağında yaşamsal mücadelelerini devam ettirebiliyorlar. Kendilerini konumlandıramayanlar ve normal şekilde yürüyen şirketler veya ülkeler ise -disparity diyoruz- aynı düzeyde kalıyorlar ve bir gelişme sağlayamıyorlar. Ama bunun daha da kötüsü şu: Bu mücadele içerisinde katma değeri üretemeyen ülkeler, maalesef diğer ülkelerden ve aynı şekilde şirketler, diğer şirketlerden ciddi boyutta geri kalıyorlar.

Bundan önceki devrime, sanayi devrimine baktığımızda; 1700’lü yıllarda çıkan bir buluşçuluk, daha sonra yenilikçilik haline geliyor, bu yenilikçilik ürünlere dönüşüyor ve sonunda bir kritik bir kütle üretilip değerlendirilme haline geliyor. Burada gördüğünüz gibi, aşağı yukarı bundan önceki sanayi devriminde bu süreç 140 yıllık bir süreçten geçmiş bulunuyor. Internet’e baktığımız zaman, Internet’te de aşağı yukarı aynı süreç yaşandı ve Internet’teki bu süreç 140 yıl değil, çok daha az, 40 ya da 50 yıl seviyesinde gerçekleştirildi; yani 3 kat daha hızlı bir devrim yaşıyoruz ve şu anda hâlâ buluşçuluktan yaklaşıkkritik kütle seviyesine gelme aşamasında olduğumuzu söyleyebiliriz.

Yine aynı şekilde enteresan bir slayt, burada da toplumun yüzde 50’sine hangi teknoloji ne zaman gelir diye bakacak olursanız, otomobilden başlayacak olursak 80 yıl, elektriğe baktığımızda zaman 50 yıl, şu anda PC ve Internet’e baktığımız zaman gördüğünüz gibi inanılmaz bir hızla yukarıya doğru tırmanıyorlar ve çok daha hızlı bir süre içerisinde küresel toplumun yüzde 50’sine doğru yaklaşıyorlar.
Internet ekonomisinin başlangıcı, -tabii bunlara çok fazla girmek gerekmeyecek- tarım, sanayi ve bilgilik diye baktığımızda; Internet’in tek farklılığı, daha hızlı öğrenme ve daha hızlı uygulama. Bununla ilgili iki tane model size sunacağım, belki bu modelleri daha önce görmüş olabilirsiniz. Bunlardan bir tanesi, Internet ekonomisinde yeni iş modeli. Yeni iş modeli, bir şirketle müşterileri arasındaki ilişkileri düzenleyen bir işletim modeli ve buradaki gerçek uygulama, bu Internet uygulamasındaki gerçek vurucu uygulama, e-ticaret. Diğer modele baktığımızda, yeni işletim modeli. İşletim modeli de bir şirketin dış dünyadan aldığı bilgileri,  ilişkileri, yeni iş modelidir. Şirketi ortaya koyduk; hem saat istikametinde, hem saat istikametinin tersinde süreçleri koyduk ve işletme modelini, çalışanlarıyla olan ilişkilerini düzenleyen model haline getirdik, bir şirketi böyle düşünebilirsiniz. Ön taraftaki sürece yaşamsal mücadele diyoruz; çünkü bu süreç eğer Internet tabanlı, ağ tabanlı olmazsa, yaşamsal mücadelede geri kalacağız, biraz önce gösterdiğim katma değerli slaytları hatırlayın. Diğer iç sürece baktığımız zaman da o süreç de bize rekabetçiliği sağlayacak, verimliliği arttıracak, böylelikle yeni dünyada daha başarılı olacağız. Burada örnekleri var; e-ticaret, müşteri ilişkileri gibi.

Aynı modeli devlete uyguladığımız zaman, tüm devletin ve hükümetin işletimini de bu iki modelle özetleyebiliriz. Bir tanesi yeni yönetişim modeli, ön tarafta duran, vatandaşlarla, şirketlerle ilişkileri düzenleyen yeni yönetişim modeli, -İngilizce governans diyoruz, managemet değil- governens modeli; diğeri ise yeni işletme modeli, kendi içerisindeki idari süreçlerin modeli. Ortada hükümeti ve devleti görüyoruz, sağ tarafta vatandaşları ve şirketleri, sol tarafta ise devlet içerisinde çalışanları kastediyoruz. Yine yukarıya baktığımız zaman, rekabetçilik ve yaşamsal bir mücadele; öğrenme, bilgilik ve diğer servisleri görüyoruz.
Nereden buraya geldik; şuradan buraya geldik: E-Avrupa’da, -bunu daha önceki konuşmacı da söyledi, onun için bunun üzerinde çok fazla durmak istemiyorum- özellikle Avrupa’da yaptığımız ve Türkiye’de yaptığımız çalışmada, bu konuda ciddi bir insan kaynağı sıkıntısı olduğunu gördük. Bu şeye baktığımız zaman, bu süreçleri alacak, götürecek yetenekli insan kaynakları sıkıntısında da Türkiye başı çekiyor, bu bizim yaptığımız bir araştırmanın sonucunda çıkan bir bilgi, onu da bu arada sizinle paylaşmak istedim.

Bu iki modele geçmek için ne yapmalı, nasıl bir metodoloji uygulamalı, nasıl ağ temelli bir ülke olabiliriz veya ağ temelli bir şirket olabiliriz; bunun aşamalarını anlatacağım, bu aşamalardan sonra da birkaç örnekle
sunumumu bitireceğim. Birinci aşama, bir vizyon, avantajların ortaya konulması, E-İşin anlatılması aşaması; biz buna Internet’in farkındalık aşaması diyoruz, şu anda yaptığımız da bu. Keşke Hükümetimizden sabahki katılımcılar da olsaydı, belki daha güzel bir bilgi paylaşımı olabilirdi. İlki aşama paylaşma. İkinci aşama, Türkiye’nin ağ sistemlerine hazırlığının testinin yapılması; ne kadar hazırız? Çok basit bir resim çekmek diyebiliriz buna veya bir test yapmak diyebiliriz, hatta özdeğerlendirme, özdenetim diyebiliriz, bu testi yapmak ve bu ağ ve Internet’e ne hazır olduğunu ortaya çıkartmak. Üçüncü aşama,    -ki bence üçüncü aşama daha önemli; çünkü biz belki ilk iki aşamayı geçtik, Ali bey de bu süreç içerisinde anlattı sizlere- bir çözümler, E-İş çözümleri yelpazesinin hazırlanması; hangi proje öncelikli, hangi proje ne kadar hızlı gidecek, bu matrisin hazırlanması, -ki biz buna değer matrisi diyoruz- değer matrisinin hazırlanması.
Burada en önemli şey şu: Bu matrise girecek olan projelerdeki geri dönüş oranlarının hızlı bir şekilde hesaplanması ve hangi projenin öncelikli olması gerektiğine karar verilmesi.

Dördüncü aşamaya geldiğimizde, bu matris içerisindeki çözümlerin ve projelerin önceliklendirilmesi ve bir proje haritasının hazırlanması; yani biraz evvel bahsedilen eylem planı, belki de dördüncü aşamada gelinmesi gereken bir nokta. Faz ikiye geldiğimiz zaman da, bu birinci fazda ortaya çıkan bütün projelerin devletin ve özel sektörün liderliğinde uygulama geçirilmesi. Bunun inanılmaz bir şekilde takip edilmesi gerekiyor; çünkü herhangi bir şekilde bir projeyi takip etmediğiniz zaman veya boş verdiğiniz zaman, uygulaması çok zor; burada altyapı, yetkinlikler ve ölçüm sistemleri önemli hale geliyor. Demek ki bir ülkeyi veya bir şirketi Internet ekonomisine hazır hale getirmek için burada bahsettiğimiz yedi adımdan geçmek gerekiyor.
Neden bunları yapıyoruz; çünkü artık birçok şey Internet’te, biraz evvel de bahsettiğimiz gibi devletin ve hükümetin verimliliğini arttırmak için özellikle vergi ödeyenlerden ve oy kullanan vatandaşlardan, Internet’i daha verimli kullanmak isteyen insanlardan hükümet üzerinde çok büyük bir baskı var, onun için mecburen bu sistemlere geçmemiz lazım. Özellikle hükümetin veya devletin değer zincirine baktığımız zaman, bu değer zinciri içerisinde neler var; kanun yapıcılar var, hukuki altyapıyı kuranlar var, bunları bir süreç haline getirip süreçleri tarif edenler var, vergi toplayan, bilgi toplayan insanlar var, vatandaşlık hizmetleri var ve vatandaşlık ve  diğer hizmetlere destek veren kuruluşlar var. Yani değer zincirine baktığımız zaman, en altta kuralları koyup, en üstte hizmetler şeklinde bir değer zinciri oluşturabiliriz.

Bu değer zinciri içerisinde nasıl yol alabiliriz, ona bakalım: Üç tane kriter var: Bir tanesi liderlik, diğeri teknoloji, üçüncüsü yönetişim sistemi ve son olarak da insanların veya bizlerin yetkinlikleri. Bunlara kısaca bakacak olursak; liderlik Internet stratejisini süren en önemli faktör. Liderlik derken, burada sadece bir kişiden bahsetmiyoruz; bir işi alıp sonuna kadar bitiren, götüren insanlardan bahsediyoruz. Yapmamız gereken, e-devlet stratejisini tarif etmek ve diğer stratejilerle entegre etmek, liderlikten en önemli beklentimiz bu. Yönetişim sisteminde ise, özellikle rollerin, sorumlulukların tarif edilmesi, kimin nerede, nasıl sorumlu tutulacağının belirlenmesi ve en önemlisi ikinci madde, fonlama sistemlerinin belirlenmesi, nerede nasıl kaynak bulacağız, nasıl fonlanacak ve öyle bir organizasyon yapmalı ki, bu organizasyon dışa dönük, üretici ve çabuk karar alıcı bir model oluşturmalı. Elbette ki üçüncü kriter de önemli, teknoloji; teknoloji, altyapı. Bu öğleden sonraki panelde konuşacağız, ama toplam resim bu, belki de öğleden sonra da bunu kısaca tartışmak lazım. Ölçeklenebilir, standartları olan ve açık bir teknolojiye devam etmemiz gerekiyor. Son kritere geldiğimiz zaman da yetkinlikler kriteri; Ali bey de bahsetti, en iyi kaynakları Türkiye’de tutmak, yetkinlikleri arttırmak ve en önemlisi, e-devlet kültürünün herkesin artık benliğine işlemesini sağlamak.

Böyle yaptığımız zaman, Türkiye’yi diğer ülkelerle kıyaslayabiliriz; çünkü diğer ülkelerdeki özellikle liderlik, işletim modeli veya yönetişim modeli, işletme mükemmelliği veya teknoloji alanında hangi ülkenin nerede olduğunu üç aşağı beş yukarı biliyoruz. Türkiye’yi de buraya yerleştirdiğimiz zaman, Türkiye’nin nerede olduğunu rahatlıkla ortaya çıkarabiliriz ve bu haritadan da gitmemiz gereken yolu çizebiliriz. Avrupa’da tahmin ediyorum birçok ülke best obrit olma aşamasında. Üçünü aşamaya geldiğimiz zaman şirkete veya devlete şu soruyu soruyoruz: “Sizin ülkenizle veya sizin şirketinizle iş yapmak neden zordur? İdare ile çalışanları arasında, idare ile sanayi arasında, idare ile kendi idaresi arasında veya idareyle vatandaşlar arasında neden iş yapmak veya neden iletişim kurmak zordur?” Burada gördüğünüz soruları soruyoruz ve bu soruların sonucunda bir değer matrisi oluşturuyoruz. Bu değer matrisinde bu zorluklar çerçevesinde birtakım çözümler ortaya çıkıyor.

Çözümleri ikiye ayırıyoruz: Bir tanesi, bu getireceğimiz çözümün yenilikçilik oranı nedir ve bu çözümün bizim E-Türkiye veya diğer süreçteki etkisi nedir, yani bunu yaparsak ne kadar büyük bir geri dönüş oranı sağlarız veya ne kadar fazla verimlilik artısı sağlarız, bunu bu matrise koyuyoruz, ondan sonra bu matris içerisinde projelerini seçmeye başlıyoruz. Örnek olarak, eğer bir çözüm yenilikçi değilse ve bu çözümü uygulamaktan dolayı çok fazla bir yol alamayacaksak, o zaman biz burada temel kavramları değiştirmemiz gerekir diyoruz; maliyet indirimleri gibi veya diğer başka işler gibi. Biz bunları kritik olmayan süreçleri Internet’e geçirmek şeklinde yorumlayabiliriz. Bunlara bir örnek vermek gerekirse, mesela bizim Başbakanlık yönetişim-bilişim sistemi çok güzel bir örnek aynı şekilde burada birkaç tane daha örnek aldık, İngiltere’deki birkaç örnek. Bunların üzerinde çok fazla durmayacağım, vaktimiz yok; ama isterseniz üzerinde konuşabiliriz.

İkinci bölüme geldiğinizde, yenilikçiliği çok fazla değil; fakat bu işi yaparsak     E-Türkiye konusunda ciddi noktalara gidebileceğiz. Burada yapmamız gereken şu: Yeniden mühendisliğini yapmamız lazım ve bir yerde bunlar artık bizim için önemli süreçler, bu süreçleri Internet ekonomisine geçirebilmemiz önemli. Çünkü yaptığımız zaman çok fazla kaynak harcamayacağız, geri dönüş oranı çok çabuk; ancak bizim için çok kritik süreçler, bu konuda dikkat etmemiz lazım.
Üçüncü bölgeye geliyorum:

Üçüncü bölge de enteresan bir yer, burada yenilikçiliği çok fazla, gerçekleştirme oranı aslında kolay; fakat bize kazandıracağı fazla bir şey yok. Burada yaptığımız şey de şu: Birtakım yeni iş modelleriyle yeni bilgileri denemek ve bu deneyle sorucunda başarılı olursak, uygulama ya da uygulamama kararı vermek. Bununla ilgili yine birkaç tane örnek var burada, devlet dairelerindeki birtakım örnekler. Asıl üzerinde durmak istediğim konu, Türkiye’yi veya sizlerin sahip olduğu şirketleri bir adım veya iki adım veya uzun vadede başarılı kılacak olan stratejiler sağ üst köşede. Nedense bütün bu slaytlarda hep sağ üst köşe en önemlidir, bunda da tabii ki doğal olarak sağ üst köşe en önemli; hem yenilikçi, hem de yapıldığı zaman ülkeye çok ciddi boyutta adım atacak bir strateji veya Internet değişim projeleri sağ üst köşede, bize 5 yıl değil belki 15 yıl kazandıracak projeleri buraya koyuyoruz. Bunlardan en önemlisi Singapur, her zaman verilen örnek, onunla ilgili detayları geçebiliriz, Barselona ve diğer projeler.

Burada ülke olarak vermemiz gereken karar şu: Nereye gitmek istiyoruz Internet ekonomisinde, ne kadar hızlı gitmek istiyoruz, hangi projeyi seçtik, nasıl örnekledik ve nasıl bir yönetim sistemiyle ilerleyeceğiz? En basitinden başlayabiliriz; çok basit bir şekilde formları on-line hale getirebiliriz, arkasından öğrenmeyi e-öğrenme haline getirebiliriz. Ama aslında gerçekten gitmek istediğimiz yer, özellikle vatandaşlarla, şirketlerle devletin her türlü bilgi paylaşımını Internet ortamında yaptığı üçüncü aşama. Yine özellikle burada “hükümetle ilgili porter’lar ne olabilir, nasıl entegre edilebilir ve üst tarafa yukarıya doğru nasıl çıkabiliriz” şeklinde bir sunum var. Bunları özetleyecek olursak, neler yapılabilir? Elektronik servislere geçebilmek için bilgi teknolojilerine muhakkak odaklanmamız lazım, çalışma hayatımızı ve kamu sektöründeki tüm stratejilerimizi bilgi teknoloji temelli yapmamız lazım ve bilgi teknolojilerini bir stratejik yenilikçilik olarak görmemiz lazım, bir maliyet merkezli olarak görmememiz lazım ve sadece bir taktik, hizmetlerin otomasyonu olarak görmemek lazım. En iyi projeleri örnek seçip, bu projeleri bilgi teknolojilerinde uygulamamız gerekiyor ve en önemlisi de bütçelendirme ve finansman modellerini, biraz evvel bahsettiğim kaynak bulma ve fonlama modellerini sistemle entegre etmemiz gerekiyor.

Özellikle yönetişim modeli olarak neler var önümüzde; özellikle gizliliğe ve özel yaşama dikkat etmek lazım, bu konudaki bilgileri korumamız gerekiyor. Bilgi teknolojileriyle için bilgi teknolojilerine muhakkak odaklanmamız lazım, çalışma hayatımızı ve kamu sektöründeki tüm stratejilerimizi bilgi teknoloji temelli yapmamız lazım ve bilgi teknolojilerini bir stratejik yenilikçilik olarak görmemiz lazım, bir maliyet merkezli olarak görmememiz lazım ve sadece bir taktik, hizmetlerin otomasyonu olarak görmemek lazım. En iyi projeleri örnek seçip, bu projeleri bilgi teknolojilerinde uygulamamız gerekiyor ve en önemlisi de bütçelendirme ve finansman modellerini, biraz evvel bahsettiğim kaynak bulma ve fonlama modellerini sistemle entegre etmemiz gerekiyor.

Özellikle yönetişim modeli olarak neler var önümüzde; özellikle gizliliğe ve özel yaşama dikkat etmek lazım, bu konudaki bilgileri korumamız gerekiyor. Bilgi teknolojileriyle ilgili hem ekonomik gelişmeyi teşvik etmemiz, hem de iş ortakları yapmamız lazım. Biz ülke olarak her şeyi bildiğimizi iddia edemeyiz, başka ülkeler bizden bazı şeyleri daha iyi yapmış olabilirler, onlarla olan işbirliğimizi geliştirmemiz gerekiyor. IT’yi her alanda fırsat olarak kullanmalı, bilgi teknolojilerini ve bu konuda katılımlar yapmamız lazım ve sayısal demokrasiye hazır olmamız gerekiyor.
Sonuç olarak Avrupa bizim için kaçınılmaz bir süreç, E-Avrupa, E-Avrupa’ya hazır olmamız lazım. Benim burada sunduğum sadece bir metodoloji, bu metodolojiyi geliştirip daha ileri gitmemiz gerekiyor.

Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.