Bugün 3 Şubat 2026 Salı, tarihi bir güne tanıklık ediyoruz. Bahçeşehir Üniversitesi Otto & Fran Walter Barış Merkezi 2025-1 Grup Fellowlarımızın ilk sertifika töreninde heyecanlıyız. Sevinçliyiz, coşkuluyuz yıllar süren gayretli ve zahmetli yolculuğumuzun İlk hedefine eriştik. Oysaki bu öykü 9 yıl önce minicik bir kalemle yazılmaya başlanmıştı. Hemen sonrasında sağduyulu Rotary Ailemiz içinde, duraksamadan ve hasretle sürecin izi sürmüştü.
Bölgemizde bir Barış Merkezi kurulmasının ilk araştırma ve değerlendirme çalışmasının başlatılması ile birlikte, kurgulanan komitemiz zaman yitirmeden harekete geçmişti.
Ve Bahçeşehir Üniversitemizin ilk aşamadan itibaren duyarlılıkla benimsediği bu muhteşem eser ilk hasatını veriyor. Bu uğurda alçak gönüllülükle ve ısrarla sürdürülen çaba neticesinde, Mezunlarımız Merkezin kuruluş amacı doğrultusunda yürütecekleri uygulamalarla dünya barışına katkıda bulunacaklar.
Onlarla gurur duyuyoruz. Yüzümüzde gülümseme, gözlerimizde sevinç gözyaşları ile barış basamaklarını tırmanışlarını izleyeceğiz. Her zaman bize erişebileceklerinin bilinci içinde onları uzun ve ince yolculuklarına uğurluyoruz.
Barışa adanmışlıklarıyla ve kalpleri barış için çarpan, iyi yürekli, ebediyete göç etmiş Otto & Fran Walter çiftini rahmetle anıyorum.
Başarının sırrı, özenle, gayretle ve barışa adanmışlıkla, karşılıksız emek veren iyi yürekli barış sevdalılarında, aranmalıdır. Tıpkı "nehirlerin denize akışı" gibi, zirvelerden doğan, eriyen tertemiz kar suları. Geçtiği her noktada acımasızca kirletilen değerler ve insan denetimiyle ilerleyen o duygusal süreç. Yavaş ancak kararlılıkla, nehir sularının, denize dökülmeden önce alınacak tedbirler barış için hayati olacaktır.
Milattan önce
551-479 yıllarında yaşamış ünlü Ünlü düşünür Konfüçyüs;
“durmadığın
sürece ne kadar yavaş gittiğinin hiçbir önemi yoktur” demiş.
Sıklıkla yanlış anlaşılan 'Durmadığın sürece ne kadar yavaş gittiğinin bir önemi yoktur' sözü, genellikle vasatlığı kabul etmeye yönelik bir teşvik sanılır.
Oysa gerçekte Konfüçyüs, başkalarıyla kıyaslama yapmak yerine istikrarlı ve tutarlı olmayı vurguluyordu. İster eğitim, ister tartışma, ister barış görüşmeleri, ister kişisel iyileşme veya kendini geliştirme olsun; filozof bize ileriye doğru atılan her adımın değerli olduğunu hatırlatır.
Hayat bir yarış değildir. Asıl başarısızlık yavaş ilerlemek değil; tamamen durmak ve pes etmektir."
Tıpkı Konfüçyüs’ün dediği gibi o kararlı adımlar, bir nehrin denize akışı kadar doğal ve kaçınılmaz bir sevgidir. İşte barışın günümüzdeki vaadi, tam olarak bu inkâr edilemez gücü simgeliyor.
Yunus Emre, Anadolu’nun kalbinden gelen ve yüzyıllar geçse de sesi kısılmayan bir barış elçisidir. Onun felsefesi, barışı sadece "savaşın yokluğu" olarak değil, insanın hem kendisiyle hem de tüm yaratılanlarla tam bir uyum içinde yaşaması olarak tanımlar.
Yunus Emre’nin barış anlayışını şu temel başlıklarla özetleyebiliriz.
Gelin Tanış Olalım: Diyalog ve Kaynaşma Yunus’un en bilinen çağrısı olan bu dize, barışın ilk adımının önyargıları kırmak olduğunu söyler. Tanışmak, yabancılığı giderir; yabancılık gidince düşmanlık barınamaz. "Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım / Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.
Yaratılanı Severiz, Yaradan'dan Ötürü: Evrensel Hoşgörü Barışın sürdürülebilir olması için "ayrımcılığın" bitmesi gerektiğine inanır. İnsanları din, dil, ırk veya statüye göre ayırmaz. Her varlığı Allah’ın bir yansıması olarak gördüğü için, bir insana zarar vermeyi doğrudan yaratıcıya hürmetsizlik sayar.
Dövene Elsiz, Sövene Dilsiz: Nefs Terbiyesi ve Pasif Direniş. Gerçek barışın kişinin iç dünyasında başladığını savunur. Öfkeye, öfkeyle karşılık vermemek, şiddet döngüsünü kırmanın tek yoludur. Bu, bir zayıflık değil, aksine büyük bir içsel güç ve olgunluk göstergesidir.
Gönül Kırmamak: Yunus Emre’ye göre barışın en büyük düşmanı kibirdir. Kalp kırmayı "Kutsal mekânları yıkmakla" eşdeğer tutar. Toplumsal huzurun yolunun, insanların birbirinin onuruna ve duygularına saygı duymasından geçtiğini vurgular.
Yunus Emre'nin Barış Temalı Önemli Sözleri:
"72
millete bir gözle bakmayan, halka müderris olsa da hakikate asidir.
"Alçakgönüllülük" Ben gelmedim kavga için, benim işim sevgi için.
"Hoşgörü" Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim.
"Yunus
Emre’nin bu yaklaşımı, bugün UNESCO tarafından da evrensel bir değer olarak
kabul edilmiş ve öğretileri dünya genelinde "insanlık ve barış yılı"
gibi temalarla anılmıştır.
