Oxford
Üniversitesi Yayını, “Brain rot” (zihin yozlaşması) terimini 2024 yılının
kelimesi olarak seçtiğinde anlamı tam olarak anlaşılmamıştı. Sonraları sosyal
ağlara sırılsıklam bağımlı hale gelenlerin tutsaklıkları ile özdeşleşmeye
başladı. Düşüncesizce ve saatlerce ekranı kaydırarak kısa görüntüleri izlemenin
sonucu olarak ortaya çıkan bir davranış biçimi olarak yaşamımızda yerini aldı.
Aslında tıbbi bir
terim değildi, düşük kaliteli, aşırı derecede uyarıcı ve bilgisel derinliği
olmayan içeriklerde gezinme tanımı yapıldı. Yani izleme ve seyretme bile
değildi. Dikkatli gözlem ve anlamaya çalışmak hatta öğrenmek hiç değildi.
Dışarıdan, büyülenmişçesine önündeki küçük bir perdeye kilitlenmiş ilgili
bireyler olarak fark edildiler.
Paylaşım yapısı,
genellikle çok hızlı kurgulanmış içeriklerin tüketiciye sunulmasıydı. Bugün mantık
hatası barındıran yararsız mizah içeren veya sadece "tık" almak için tasarlanmış
görsel ve işitsel malzeme ekrana yansıtılmakta.
Bu tür içeriklerin
bilişsel etkisi, beyni sürekli bir "dopamin döngüsüne" sokarak
mutluluk duygusunu körüklemektir. Bilgi öğrenmek yerine, sadece bir sonraki uyarana
geçme arzusu tetiklenmiş ve boyunduruk kaçınılmaz olmuştur. Sabırsızca israf
edilen zaman ve zincirleme tepkiyle çığ gibi büyüyen hiç erişilmeyecek
sevindirici hedef arayışı… Nihayetinde hayal kırıklığı ve başlangıcının nedenini
dahi hatırlamayan memnuniyetsiz insanlar.
Hakikat internet
çağının çok öncesinde keşfedilmişti. 1856 yılında Henry David Thoreau, Walden
adlı kitabında konuyu karmaşık fikirlere yaklaşım olarak ele almıştır.
Yaşamının bir bölümünü geçirdiği Walden Gölet’i (Concord Massachusetts) çevresinde görkemli hayat terk
edilerek sade bir yaşam sürdürülebilir mi? üzerine çalışmalar
gerçekleştirmiştir. Aradığı yanıt "Tüm gereksiz lükslerden arınıp, aşırı
biçimde kısıtlanmış koşullarda tekdüze ve yalın bir hayat sürerek hayatta kalınabilir,
hatta belki de kişisel bir gelişim sergileyebilir miydi?" Eleştirisel
sorgusu, geçiştirilen, itina gösterilmeyen ve yok sayılan, çok katmanlı bileşik
fikirlerin reddi sonrasında zihin ve akıl sağlığının olumsuz etkilenmesi,
olmuştur.
Çürümekte olan
bir patates için nasıl girişim çözümleri üretilmeye çalışılıyorsa çürüyen bir
beyin için aynı yöntem uygulanamaz mı? Konunun özü, sürüklenişi düşündürmek
olarak özetlenebilir.
Beyin
yozlaşmasını kanıtlayacak yeterli tıbbi verinin bulunmadığı gerçeği varsayımı
kabul görmektedir. Sezgisel ürperti, artık konunun ciddiyetini bir sonraki
aşamaya taşımaktadır. Çevrimiçi dünyanın kuralsızlaşması neticesinde, kaçınılmaz
olarak sosyal mecraların, doyumsuzluğun yanında hoşnutsuzluğu ve memnuniyetsizliği
de beraberinde, getirdiğidir.
Sosyal Medya Çürümesi (Social Media Decay)
Kavramsal olarak,
platformlar ile kullanıcı etkileşimlerinin zamanla nitelik kaybetmesini ifade
etmektedir.
Algoritmik
Yozlaşma: Algoritmalar, kullanıcıyı, müşteriyi "eğitici, öğretici, eğlendirici,
iş tarzı" kapsamında doygun bilgilendirmeden ziyade "ekranda tutan"
kolay düşünüme yönlendirmektedir.
Kestirmeden, yararlı zamanı heba ederek, reklam izlemeye teşvik ön plana
çıkmaktadır. Dolayısıyla genellikle, öfke, aşırılık, cinsellik veya anlam
bütünlüğü tamtakır içeriklerin (Brain Rot) öne çıkmasına neden olunmaktadır.
Dikkat
Süresinin Kısalması (Attention Span): Sürekli 15/30 saniyelik görüntüye maruz kalınması,
beynin uzun süreli odaklanma yeteneğini (kitap okumak, uzun bir dersi dinlemek,
problem çözmek, tartışmak, araştırmak) zayıflatmaktadır. Aslında ustalığı
geliştirmek için başvurulan, iletişimi ve ağ içinde kalmayı amaçlayan, yeni
araç körleşmeye neden olmaktadır.
Rahatına bakmayı
doğal olarak tercih eden beyin "popcorn" patlamış mısır deyimini de
böylece kazanmış olmaktadır. Beyin aralıksız, durmadan, ardışık patlayan kısa
uyarılara tepki verebilir hale gelebilmektedir. Döküntü izlemek, bir süre sonra
alışkanlığa dönüşebilecek ve sosyal medya sosyalleşmenin önüne geçerek
yalnızlığa ve içe kapanıklığa sebep olacaktır.
Belirtiler ve Riskler
Araştırmalar, kullanışsız,
kıymetsiz ve gelgeç sayısal (Digital) veri tüketimi tutkusunun sakıncalı sonuçlara
yol açabileceğini gösteriyor:
Analitik
Düşünme Kaybı: Ortamı,
çerçeveyi, zamanı, nedeni, niçini gibi, merakı inceleme yerine, sunulan hazır
ve genellikle hatalı kalıpları bir çırpıda kabul etme eğilimi güçlenmektedir.
Yalnızlık ve
Yabancılaşma: Yapay Zekâ
ve Sayısal “digital” Ortamlarla kurulan derin ve sıkı etkileşim, gerçek insani
bağlara barikat oluşturarak, bireyde ağır bir yalnızlık hissi yaratabilmektedir.
Takım çalışması ve kenetlenme arka plana itebilmektedir.
Yaratıcılığın
Körelmesi: Keşfetmek,
icat çıkarmak, girişimci faaliyetinde bulunmak yenilikçiliğin temel taşlarını
oluşturmaktadır. Oysaki Yapay Zekâ çıktılarını olduğu gibi kucaklamak zihnin
"boşluktan bir şey üretme" kabiliyetini eritebilir. Sayısal limanlara
sığınmak Doğal Zekânın cılızlaşmasına sebep olabilir. Söyle bir soluklanmalı ve
beynimizin bir rüyada gibi alıp başını gitmesine izin verilmemelidir. Yokuş
aşağı freni patlamış bir araç yerine önümüzdeki yamacı tırmanmak için geleceğimize
sahip çıkmalıyız.
Neden Şimdi Gündemde?
2024'te terimin
zirve yapmasının sebebi, üretken Yapay Zekânın (GenAI) interneti devasa bir
birikim okyanusu olarak yeni baştan kurgulanmasında aranmalıdır. Hürmet
edilmeli. Kıyaslamak gerekirse toplam verinin yarıdan fazlasının sentetik
olması bir ikilem olarak değerlendirilebilir. Nihayetinde, ince yapılı
bereketli bilgi kısa zamanda muslukların kontrolsüz açılmasıyla sınırsız bir
çöplük de oluşurmuş durumdadır. İnsanlar artık neyin gerçek, neyin bot yapımı
olduğunu ayırt edilemediği bir "bilgi kirliliği" çağında
yaşamaktadırlar.
"Brain
rot", sayısal şişmanlamanın “digital obesity” akıl erdirilemeyecek seviyeye erişmesi ile
açıklanabilmektedir. Tıpkı uygunsuz kimyasallarla takviye edilen gıdaların insan
vücuduna zarar vermesi ile karşılaştırılabilir. Yapmacık ve uyduruk sayısal
bilgi derlemenin de zihinsel sağlığı ve bilişsel yetkinliği
"çürüttüğü" savunulmaktadır.
Özetle her ne
kadar yukarıda değinilen uyarılar can sıkıcı olsa da soruna dikkat çekmek amaçlı
dile getirilmiştir. Yapay Zekâ ve sosyal medya gelişi güzel kullanılmamalıdır. Uyurgezer
yaklaşım ve süreçlerde yenilikler sistemlerin içine çabucak zerk edilmemelidir.
El verip kolu kaptırmamak için karar verici seviyede itinayla bütünlükle planlanmalı,
nokta çözümler ele alınmalıdır.
Makalede
kesinlikle Yapay Zekâya surat edilmeli anlaşılmamalıdır. Hızlıca kat edilecek
güzergâhta önce öğrenme sonra uygulama yöntemi verimlilik için elzemdir. Her
bir aşamanın dikkatlice düşünülmesi ve amaca yönelik kazanımların hesaplanarak kontrollü
devreye alınmasına özen gösterilmelidir.
Sağlıcakla kalın
ve unutmayalım;
İcrayı San’at
Eyle.
