2025 yılı, teknolojik gelişmenin inanılmaz ivmelendiği, günlük yaşamdan, iş dünyasının en ücra kılcal damarlarına kadar her alanda dönüşümün derinleştiği bir yıl olarak öne çıktı. Önceki yıllarda daha sakin sadece sorulduğunda veya iletişime geçildiğinde bilgi veren Yapay Zekâ olgunlaştı. Artık komut beklemeden çalışan, izleyen, öğrenen ve karışan “Agentic” yapısıyla ve somut uygulamalarla etkisini attırdı. Hemen beraberinde, ona olan yakınlığımızın tutkuya ve bağımlılığa dönüşmesi ise ürkütücü olarak nitelendirildi.
Yapay Zekâ (YZ)
ve Üretken YZ'nin Yükselişi
Yapay Zekâ,
2025'in gündemin tartışmasız merkezinde kendisine yer buldu. Üretken YZ
(Generative AI), öncelikle hep hazır, bulunulabilir, kullanışlı, işe yarar
görünüme kavuştu. Artık anında sadece süratle metin üretimiyle yetinmedi,
çıktıları kişiselleştirdi. Kendi nitelik, tarz ve karakteristik olgusunu bizim
şekillendirmemize izin verdi. Böylece ses, görüntü ve kodlama gibi alanlarda, iplikten
kumaş dokuma tezgâhı benzeri, beğenilen ortama evrildi. Mikro Elektronik
devrelerin küçülmenin limitlerini zorlamaya başlamasıyla birlikte, donanım da
hızla gelişerek, bilgiyi, kolaylıkla erişilebilir, derlenebilir, anlamlandırılabilir
yeteneği kazanıldı.
2025 yılı,
Birleşmiş Milletler tarafından "Uluslararası Kuantum Bilimi ve Teknolojisi
Yılı (IYQ)" ilan edilmişti. Böylece Kuantum Yapay Zekâ aklımızı şimdi çok daha
fazla karıştırmaya başladı. Önceleri zaten hayal etmekte bile zorlanmıştık.
Sayısal “Digital” teknoloji yalnızca 1/0 dan yani BIT ten oluşuyordu da sonrasında
ekranlarda görüntüye, bilgisayarlarda veriye, telefonlarda sese dönüşüyordu? Geleneksel
anlayışımız sanki kumdan bir kaleye çarpan dalga tarafından yıkılmıştı.
Bundan böyle
“QBIT” ile tanışacaktık. Tamamen olasılık teorisi üzerine kurgulanmış modelleme
ile Kuantum BIT aynı anda hem 1 hem de 0 halinde bulunabiliyordu.
