Bilim insanları,
Güneş Sistemimiz dışında yaşam olduğu tahmin edilen öte gezegenin, Kırmızı Cüce
yıldız Proxima Centauri
etrafında dönmekte olan Proxima Centauri b olduğunu belirtiyorlar. Güneşinden
uzaklığı yaşanabilir bölge dâhilinde “Goldilocks Zone” bulunan gezegen
dünyamızdan sadece 4,24 ışık yılı mesafede yer almakta. Suyun sıvı olarak
kalabildiği dengeli alan ne çok soğuk ne de çok sıcak bir iklim sunmaktadır.
Centaurus Takımyıldız
içinde 2016 yılında tespit edilmiştir. Bir yüzünün sürekli güneşe dönük olması
nedeniyle doğa için yaşanabilirlik şartları umut verici değildir. Ancak gökyüzü
gözlemcileri tarafından 4,24 yıl önceki geçmişini izlenmeye ve bioimzaların
aranmasına devam edilmektedir.
Zorlama bir
varsayımdan hareketle, Proxima b öte gezegene yelken açtığımızı düşünürsek… Böylesi
devasa boşlukta hedefe, geleneksek kimyasal roketlerle örneğin Voyager1 uzay
aracı benzeri bir gemiyle, 70 bin yıl sürecek bir yolculuk sonrasında ancak
varabilecektir. Evet, şaşkınlık yaratacak bu bulgu güncel teknolojinin, hızın
ancak 50,000Km/h seviyesine erişmesine olanak sağlaması nedenine dayanıyor.
Ayrıca uzay
aracıyla birlikte taşınacak olan yakıtın ağırlığı ve yeterliliği de mühendislerin
çözmesi gereken maddelerin başında geliyor. Açıkçası bu harikulade sessiz
dünyadan çıkış mümkün değil. Dolayısıyla, insanlığa bütün nimetlerini koşulsuz sunan
gezegenimizde, çok, çok uzun bir süre boyunca barınmak durumundayız.
Kaldı ki, Göbeli
Tepe’nin gökyüzü yıldızları ile hizalanan sütunları da başka yaşam arayışımızın
bir kanıtı olarak değerlendiriliyor.
Unutulmaması
gereken bir diğer gerçek de, son 500 milyon yıl boyunca yaşlı evimizin 5
kitlesel yok oluş ile karşılaşmış olmasıdır. Tamamının doğal sebeplere
dayanmasını yadırgamamak zorundayız. Şimdi ise biyoloji uzmanları 6. Yok oluşun
insan kaynaklı olmasını ve sürecinin hız ölçeğinin duraksamadan yükselişini
tartışıyorlar. Yaşam alanı “habitat” yıkımı ve tahribatı gözlerimizin önünde
film şeridi gibi akıyor. Anlık kirlilik kara, deniz ve hava sahasında acımasız
etkisini aksatmadan süreğenleştiriyor.
Kurumsal
sürdürebilirlik ve döngüsel ekonomi kavramları önce kaleme alınmış ve kavramlar
ayrıntılı tartışılmıştı. Aynı konular, yeniden yapılanma ve dönüşüm süreçlerin
tasarımında, etkinlik ve verimlilik planlamasında öncelikle ele alınmaktadır.
Peki, şimdi özdeş
anlamların eğilimi, aksi yönde aşağı hareket olarak düşünülürse nasıl bir sahne
ile karşılaşılacak? Ta Paris 2015 COP21 tarafların müzakerelerinde dikkat
çekilen hedeflerden oldukça uzakta değil miyiz? 1995 yılında ilk kez Berlin’de
“COP1” bir araya gelinerek yapısal konularda mutabakat sağlanmadı mı?
32 yıldır iğne ile kuyu kazmak deyimde
bahsedildiği gibi ilerleme oldukça yavaş bir yolculuk içinde görülüyor. Aslında
ilerleme ifadesi daha yalın anlatımla gerilemeyi yavaşlatmak olarak
değiştirmelidir. Böylece bilmecenin çözümüne katkısının yüksek olacağı kolayca saptanabilecektir.
Diğer taraftan umursamak
aşamasının çoktan aşıldığı görüşü yaygındır. Artık kaygılanmak ve telaşlanmak
boyutunda konu ele alınmalıdır. Dolayısıyla COP31 gündemi artık somut
ölçeklenebilir bir uygulama haritası içermesi beklenmektedir. Antalya
konferansında hedefler üzerinde durulması yerine verilmiş sözlerin hayata
geçirme takviminin, müzakereleri amaçlanmaktadır.
2035 Öngörüleri:
Kısaca daha
önceden öngörülen somut küresel başlıklara göz atacak olursak:
Neden 2035 Yılı
Seçildi? BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamındaki bu hedefler,
ülkelerin 2030 ara hedefleri ile küresel ölçekteki nihai 2050 ve 2053 "Net
Sıfır Salınım" görüşleri arasında vazgeçilemez bir köprü görevi görmesi için
2035 yılı belirlenmiştir.
1 - Temiz Enerji Dönüşümü: Küresel elektrifikasyon oranını %35
seviyesine çıkarmak.
2 - Kentsel Dirençlilik: Şehirlerdeki enerji yoğunluğunu %25 oranında
azaltmak.
3 - Döngüsel Ekonomi: Küresel döngüsel malzeme kullanım oranını en az
%15 seviyesine ulaştırmak.
10 Öncelikli Eylem Alanı (Gündem Maddeleri):
Zirve boyunca
odaklanılacak tematik eylem planı 10 maddede toplanmıştır:
1 - Sıfır Atık ve Metan Azaltımı: Kaynak verimliliğinin artırılması ve
atıklardan kaynaklanan metan salınımının düşürülmesi.
2 - Temiz Enerji Geçişi: Enerji arz güvenliğini riske atmadan
yenilenebilir enerjinin payının artırılması ve elektrifikasyonun
hızlandırılması.
3 - Yeşil Sanayileşme: Özellikle karbon salınımını azaltmanın zor olduğu
ağır sanayi sektörlerinde düşük karbonlu üretime geçiş.
4 - İklim Dirençli Kentler: Sıcak hava dalgaları ve seller gibi
afetlere karşı şehir altyapılarının ve binaların dayanıklı hale getirilmesi.
5 - Gıda Güvenliği ve Su: İklim-su-gıda bağı gözetilerek kuraklığa
dayanıklı tarım modellerinin teşvik edilmesi.
6 - Okyanuslar ve Denizler: Kıyı ekosistemlerinin korunması ve
"Mavi Ekonomi" yatırımları.
7 - İklim Eylemi Uygulama Mekanizması (CIB): Ülkelerin taahhütlerini finanse
edilebilir projelere dönüştürecek bir havuz mekanizması oluşturulması. Planların
somut yatırımlara dönüşmesi için çaba harcanması.
8 - Gençlik ve Eğitim: Yeni nesillere yeşil beceriler kazandırılması ve
iklim okuryazarlığının yaygınlaştırılması.
9 - Dirençli Sağlık Sistemleri: İklim krizinin halk sağlığı üzerindeki
etkileriyle mücadele edecek altyapının güçlendirilmesi.
10 - Rio Sinerjisi: Çeşitli BM çevre sözleşmeleri (biyoçeşitlilik,
çölleşme vb.) arasındaki iletişim ve eş güdümün güçlendirilmesi.
Anlaşılan
sıkıntı, sorunların farkında olan bir topluluğun, karşılaşılan düğümü nasıl açacağı
meselesidir. Bir yandan ivmelenerek devam etmekte olan aşırı iklim değişikliği,
diğer yandan durgunlaşmaya ayrılacak kaynakların devasa boyutu.
Netice olarak ülkelerarası
rekabetçiliğin köklü ölçütte tatbik ediliyor olması kaynak planlamasını
zorlaştırmaktadır. Hakkaniyetli bir yaklaşım ve oransal sorumluluk yürütme
esaslarının daha kolay kabulüne imkân sağlayacaktır.
Gelin hedeflere
erişmenin bedeline hızlıca değinelim.
2035 yılına kadar
küresel iklim ve dönüşüm hedeflerine ulaşabilmek için ihtiyaç duyulan toplam
bütçe yıllık en az 1,3 trilyon dolar (Yeni Kolektif Niceliksel Hedef - NCQG)
olarak belirlenmiş. Güncel analizlere göre ise dünyadaki tüm yeşil dönüşüm,
uyum ve altyapı ihtiyaçları göz önüne alındığında gerçek finansman ihtiyacı
yıllık 7,5 ila 9 trilyon dolar seviyesinde olacağı tahmini çarpıcıdır.
Maliyetin çekirdek kısmını (yılda 300 milyar $) zengin ülkelerin kamu bütçeleri
vasıtasıyla karşılanması savunulmaktadır. Temin edilecek kaynağın kaldıraç
olarak kullanılması ve küresel bankalar ve özel yatırımcılar üzerinden toplam
miktarın her yıl 1,3 trilyon doların üzerine çıkarılmasının değerlendirmesi
umulmaktadır.
Centauri b
seyahatinin şimdilik imkânsız sayılması, 6. yok oluşun ise radarda belirdiği
ortamda, yakın gelecekte felaket endişelerini arttırdığı gerçektir. Yeşil, mavi
ve temiz bir gezegende barış içinde var olmamızın devamını getirmek zorundayız.
COP31 katılımcılarının
çalışmaları ve sağduyulu kararları doğrultusunda çok nazik ve mühim eylem
planlarının dalga dalga devreye alınması dileklerimle.
İcrayı San’at
Eyle
Kısa Kıyaslama: Küresel savunma (askeri) harcamalar yaklaşık 2,9
trilyon dolar (tam olarak 2 trilyon 887 milyar dolar) seviyesine ulaşarak
tarihi bir rekor kırmıştır. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları
Enstitüsü (SIPRI) tarafından yayımlanan verilere göre, dünyadaki askeri
harcamalar art arda 11 yıldır kesintisiz bir şekilde büyümeye devam etmektedir.
