19 August 2026

UMTIK 2026 - 21th International Conference on Machine Design & Production


UMTIK 2026 açılış panelinde bir araya gelen kıymetli hocalarımızla çok kapsamlı tanımı yapılan Yapay Zekâ gelişmelerini konuştuk.

Etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen tüm hocalarımıza ve ekip arkadaşlarına sonsuz teşekkürler. Panelimizin oturum başkanı Doçent Dr. Tarkan Gürbüz’ün uzun süreli hazırlık çalışması neticesinde gerçekleşen kusursuz panel yönetimine şükranlarımla… Katılımcıların merak ve alakası ile ve sorularıyla gündemi takip etmeleri panelimize olan ilginin yüksek seviyede olmasını sağladı.

1- Yerleşkenin tarihçesi böylesi bir ortamda neden geleceğin tartışılması gerekliliğini açıkça ifade etmekte. Gelin kısaca bu muhteşem mekânın gelişimine göz atalım.

Türkiye'nin İlkleri Burada Yaşandı İlk Televizyon Yayını (1952):

Türkiye'nin ilk televizyon yayını, İTÜ'lü akademisyenler ve öğrenciler tarafından Gümüşsuyu Kışlası'nın çatı katında kurulan vericilerle gerçekleştirilmiştir. Mimari Özellikleri Dikdörtgen planlı (104x124 metre) binanın ortasında geniş bir avlu yer alır. Dolmabahçe'ye bakan doğu cephesi, arazinin eğiminden dolayı bodrumla birlikte 4 katlı, Gümüşsuyu Caddesi'ne bakan batı cephesi ise 2 katlıdır. Doğu girişindeki görkemli mermer kitabede Sultan Abdülaziz'in adı yer almaktadır.

İTÜ Makina Fakültesi'ne ev sahipliği yapan Gümüşsuyu Kışlası'nın tarihi, Osmanlı İmparatorluğu'nun askeri modernleşme dönemine, 1840'lı yıllara dayanmaktadır. Yapının işçi konutundan üniversiteye uzanan tarihi serüveni şu şekildedir:

Kuruluş ve İnşa Süreci (1840 - 1862)İlk Adım (1840): Bina ilk olarak Tüfekhane-i Amire (Devlet Tüfek Fabrikası) bünyesinde çalışan bekâr işçilerin yatakhane ihtiyacı için tasarlanmıştır.

Kışlaya Dönüşüm (1843): Bölgenin askeri bir merkeze dönüşmesiyle birlikte saray mimarı Garabet Amira Balyan tarafından ilk kışla yapısı tamamlanmıştır.

Kagire Dönüştürülme (1862): Sultan Abdülmecid döneminde başlanan yenileme çalışmaları, Sultan Abdülaziz döneminde Sarkis Balyan tarafından tamamlanmıştır. Ahşap yapı yıkılarak bugünkü neoklasik tarzda taş (kagir) bina inşa edilmiştir.

Muzıka-i Hümayun: Bina, Osmanlı döneminde saray bandosu ve saray muhafızları askerleri (Hademe-i Hassa) için konaklama yeri olarak kullanıldığından "Muzıka-i Hümayun Kışlası" adıyla da anılmıştır.

İşgal Dönemi ve İTÜ'ye Devri (1920) İngiliz İşgali: 1920 yılında İstanbul'un İşgali sırasında, o dönem Halıcıoğlu'nda bulunan Yüksek Mühendis Mektebi (bugünkü İTÜ) binası İngiliz askerleri tarafından işgal edilmiştir.

Okula Tahsis Edilmesi: Eğitimleri aksayan Türk öğrencilere ve okula geçici olarak Gümüşsuyu Kışlası tahsis edilmiştir. Kurtuluş Savaşı'nın ardından bina tamamen üniversitenin mülkiyetine geçmiştir.

2- Tartışma konusunun ana fikri ve olay örgüsüne değinecek olursak.

Yapay zekâ bir otomasyon aracından akıllı bir iş ortağına doğru evrilirken, çalışma hayatının geleceği; iş birlikçi artırılmış zekâ ekosistemleri dahilinde insan zekâsı ile yapay zekânın kesişimiyle şekillenmektedir. Bu panel, ikiz (dijital ve yeşil) dönüşüm bağlamında söz konusu kesişimin mühendisliği, iş gücü gelişimini, eğitimi ve sürdürülebilir inovasyonu nasıl yeniden yapılandırdığını ele almaktadır. Ayrıca karmaşık endüstriyel, toplumsal ve çevresel zorlukların üstesinden gelmek adına insanların ve akıllı sistemlerin karar alma, problem çözme, yaratıcılık ve operasyonel performansı ortaklaşa geliştirdiği iş birlikçi artırılmış zekâ ekosistemlerinin ortaya çıkışını incelemektedir.

Tartışma; Endüstri 5.0 ve ötesi için geleceğe hazır insan yetkinlikleri inşa etmek amacıyla gereken yeterliliklere, kurumsal stratejilere ve eğitimsel dönüşümlere odaklanacaktır.

Panel, akademi ve sektör bakış açılarını bir araya getirerek; kurumların, eğitim kuruluşlarının ve politika yapıcıların otomasyonu, veri odaklı zekâyı ve yaratıcılık, eleştirel düşünme, etik muhakeme. Uyum sağlama yeteneği gibi benzersiz insani becerilerin tamamlayıcı güçlerini harmanlayan sürdürülebilir, dayanıklı ve insan odaklı artırılmış zekâ ekosistemlerini nasıl birlikte inşa edebileceğine dair stratejik içgörüler sunmayı amaçlamaktadır.

3- Gündeme Getirdiğim ve sorulara cevap olarak sunduğum başlıklar şu şekilde tamamlandı.

Yapay Zekâ her şeyi değiştiriyor. Nasıl yaşadığımızı, iş hayatımızı, eğlence ve oyun anlayışımız ve öğrenme yeteneğimizi kökten etkiliyor ve dosdoğru ifadeyle yeniden tanımlıyor. Pazar bir kez daha yeni baştan inşa ediliyor.

Kurumsal mimari çerçevesinde yapılanmayı bir eşkenar üçgen şeklinde Rubik küpüne benzetecek olursak her bir yüzeyin belirli bir pazarı temsil ettiğini varsayabiliriz. Dolayısıyla pazarın ince ince dilimlendiğinden ve ihtiyaçların çeşitlendiğinden söz edilebilir. Mesele, her talebin artık kişiye özel bir ürün ile karşılanmasından geçmesi ile açıklanabiliyor. Toplum için bütünsel tek bir beden kıyafet yerinde, ayrı ayrı bireysel beğeni sağlayacak terzi dikimi giysiyi tercih etme aşamasındayız. Sonuç olarak 1SFA “one size fits all” genel eğilim yerine, M2M “made to measure” hedefe yönelik özgün tutku pazarda kuvvetle hissedilmektedir.

Sarsıcı itiraf, pazar dilimleri ile ürünlerin eşleştirilmesinde, ifade edilmektedir. Olağan dışı çeşitliliğin, hangisinin başarı ile alıp başını gideceğin öngörülmesi, YZ uzmanlığında yürütülecektir.

YZ önerileri ve sonrasında ortaya çıkan çözümlerde yenilik ölçülebilir mi?

Elbette hesaplanabilir ve ölçülebilir. Yeni buluşlarla oluşmakta olan pazar biçimi müşteri bağımlılığına darbe vurmaktadır. Ürünlerin yaşam eğrileri, uzun dönemli nakit akışı yerine daha yüksek anlık beğeni ve satış olarak daralmıştır. Uzun süre ekranı kaydırarak mutluluk arayan tüketicilerin dikkat süresi 15s kadar inmiştir.

Dolayısıyla yeni ürünlerin ki son bir yıl içinde tasarlanmış ve ticarileşmiş olmaları şartıyla, yaratacağı katma değeri yüzdesel olarak yenilikçilik oranı olarak hesaplanmaktadır. Yani “inovasyon” sürekli doğru pazar koşullarına yatırım yapan ve geleceği kavrayan kuruluşlarda yaşanacaktır.

Yapay Zekâ kullanımı kaçınılmazdır. Asıl kaygı YZ projelerinin sağlayacağı etki ve rekabetçiliğin yönetilmesinde aranmalıdır. Yani asıl anlayış, uz görü ve sezgi ince yetenekleri güçlü uzmanlarla sistemin tasarlanması ve yürütülmesinde düşünülmelidir.

Açıkçası Doğal Zekâ, akıl, bilimsel yetkinlik ve duygusal yaklaşım ile YZ de yanına arkadaş olarak alabilen kişiler olarak gelişecektir.

Almış olduğum sözler çerçevesinde daha birçok konuda deneyimlerimi paylaşmaya çalıştım.

Tarkan Gürbüz hocamıza bir kez daha sonsuz teşekkürlerimler…