UMTIK 2026
açılış panelinde bir araya gelen kıymetli hocalarımızla çok kapsamlı tanımı
yapılan Yapay Zekâ gelişmelerini konuştuk.
Etkinliğin
düzenlenmesinde emeği geçen tüm hocalarımıza ve ekip arkadaşlarına sonsuz
teşekkürler. Panelimizin oturum başkanı Doçent Dr. Tarkan Gürbüz’ün uzun süreli
hazırlık çalışması neticesinde gerçekleşen kusursuz panel yönetimine
şükranlarımla… Katılımcıların merak ve alakası ile ve sorularıyla gündemi takip
etmeleri panelimize olan ilginin yüksek seviyede olmasını sağladı.
1- Yerleşkenin
tarihçesi böylesi bir ortamda neden geleceğin tartışılması gerekliliğini açıkça
ifade etmekte. Gelin kısaca bu muhteşem mekânın gelişimine göz atalım.
Türkiye'nin
İlkleri Burada Yaşandı İlk Televizyon Yayını (1952):
Türkiye'nin ilk
televizyon yayını, İTÜ'lü akademisyenler ve öğrenciler tarafından Gümüşsuyu
Kışlası'nın çatı katında kurulan vericilerle gerçekleştirilmiştir. Mimari
Özellikleri Dikdörtgen planlı (104x124 metre) binanın ortasında geniş bir avlu
yer alır. Dolmabahçe'ye bakan doğu cephesi, arazinin eğiminden dolayı bodrumla
birlikte 4 katlı, Gümüşsuyu Caddesi'ne bakan batı cephesi ise 2 katlıdır. Doğu
girişindeki görkemli mermer kitabede Sultan Abdülaziz'in adı yer almaktadır.
İTÜ Makina
Fakültesi'ne ev sahipliği yapan Gümüşsuyu Kışlası'nın tarihi, Osmanlı
İmparatorluğu'nun askeri modernleşme dönemine, 1840'lı yıllara dayanmaktadır.
Yapının işçi konutundan üniversiteye uzanan tarihi serüveni şu şekildedir:
Kuruluş ve İnşa
Süreci (1840 - 1862)İlk Adım (1840): Bina ilk olarak Tüfekhane-i Amire (Devlet
Tüfek Fabrikası) bünyesinde çalışan bekâr işçilerin yatakhane ihtiyacı için
tasarlanmıştır.
Kışlaya Dönüşüm
(1843): Bölgenin askeri bir merkeze dönüşmesiyle birlikte saray mimarı Garabet
Amira Balyan tarafından ilk kışla yapısı tamamlanmıştır.
Kagire
Dönüştürülme (1862): Sultan Abdülmecid döneminde başlanan yenileme çalışmaları,
Sultan Abdülaziz döneminde Sarkis Balyan tarafından tamamlanmıştır. Ahşap yapı
yıkılarak bugünkü neoklasik tarzda taş (kagir) bina inşa edilmiştir.
Muzıka-i Hümayun:
Bina, Osmanlı döneminde saray bandosu ve saray muhafızları askerleri (Hademe-i
Hassa) için konaklama yeri olarak kullanıldığından "Muzıka-i Hümayun
Kışlası" adıyla da anılmıştır.
İşgal Dönemi ve
İTÜ'ye Devri (1920) İngiliz İşgali: 1920 yılında İstanbul'un İşgali sırasında,
o dönem Halıcıoğlu'nda bulunan Yüksek Mühendis Mektebi (bugünkü İTÜ) binası
İngiliz askerleri tarafından işgal edilmiştir.
Okula Tahsis
Edilmesi: Eğitimleri aksayan Türk öğrencilere ve okula geçici olarak Gümüşsuyu
Kışlası tahsis edilmiştir. Kurtuluş Savaşı'nın ardından bina tamamen
üniversitenin mülkiyetine geçmiştir.
2- Tartışma
konusunun ana fikri ve olay örgüsüne değinecek olursak.
Yapay zekâ bir
otomasyon aracından akıllı bir iş ortağına doğru evrilirken, çalışma hayatının
geleceği; iş birlikçi artırılmış zekâ ekosistemleri dahilinde insan zekâsı ile
yapay zekânın kesişimiyle şekillenmektedir. Bu panel, ikiz (dijital ve yeşil)
dönüşüm bağlamında söz konusu kesişimin mühendisliği, iş gücü gelişimini,
eğitimi ve sürdürülebilir inovasyonu nasıl yeniden yapılandırdığını ele
almaktadır. Ayrıca karmaşık endüstriyel, toplumsal ve çevresel zorlukların
üstesinden gelmek adına insanların ve akıllı sistemlerin karar alma, problem
çözme, yaratıcılık ve operasyonel performansı ortaklaşa geliştirdiği iş
birlikçi artırılmış zekâ ekosistemlerinin ortaya çıkışını incelemektedir.
Tartışma;
Endüstri 5.0 ve ötesi için geleceğe hazır insan yetkinlikleri inşa etmek
amacıyla gereken yeterliliklere, kurumsal stratejilere ve eğitimsel dönüşümlere
odaklanacaktır.
Panel, akademi ve
sektör bakış açılarını bir araya getirerek; kurumların, eğitim kuruluşlarının
ve politika yapıcıların otomasyonu, veri odaklı zekâyı ve yaratıcılık,
eleştirel düşünme, etik muhakeme. Uyum sağlama yeteneği gibi benzersiz insani
becerilerin tamamlayıcı güçlerini harmanlayan sürdürülebilir, dayanıklı ve
insan odaklı artırılmış zekâ ekosistemlerini nasıl birlikte inşa edebileceğine
dair stratejik içgörüler sunmayı amaçlamaktadır.
3- Gündeme
Getirdiğim ve sorulara cevap olarak sunduğum başlıklar şu şekilde tamamlandı.
Yapay Zekâ her
şeyi değiştiriyor. Nasıl yaşadığımızı, iş hayatımızı, eğlence ve oyun
anlayışımız ve öğrenme yeteneğimizi kökten etkiliyor ve dosdoğru ifadeyle
yeniden tanımlıyor. Pazar bir kez daha yeni baştan inşa ediliyor.
Kurumsal mimari
çerçevesinde yapılanmayı bir eşkenar üçgen şeklinde Rubik küpüne benzetecek
olursak her bir yüzeyin belirli bir pazarı temsil ettiğini varsayabiliriz.
Dolayısıyla pazarın ince ince dilimlendiğinden ve ihtiyaçların çeşitlendiğinden
söz edilebilir. Mesele, her talebin artık kişiye özel bir ürün ile
karşılanmasından geçmesi ile açıklanabiliyor. Toplum için bütünsel tek bir
beden kıyafet yerinde, ayrı ayrı bireysel beğeni sağlayacak terzi dikimi
giysiyi tercih etme aşamasındayız. Sonuç olarak 1SFA “one size fits all” genel eğilim yerine, M2M “made to
measure” hedefe yönelik özgün tutku
pazarda kuvvetle hissedilmektedir.
Sarsıcı itiraf,
pazar dilimleri ile ürünlerin eşleştirilmesinde, ifade edilmektedir. Olağan
dışı çeşitliliğin, hangisinin başarı ile alıp başını gideceğin öngörülmesi, YZ
uzmanlığında yürütülecektir.
YZ önerileri ve
sonrasında ortaya çıkan çözümlerde yenilik ölçülebilir mi?
Elbette
hesaplanabilir ve ölçülebilir. Yeni buluşlarla oluşmakta olan pazar biçimi
müşteri bağımlılığına darbe vurmaktadır. Ürünlerin yaşam eğrileri, uzun dönemli
nakit akışı yerine daha yüksek anlık beğeni ve satış olarak daralmıştır. Uzun
süre ekranı kaydırarak mutluluk arayan tüketicilerin dikkat süresi 15s kadar
inmiştir.
Dolayısıyla yeni
ürünlerin ki son bir yıl içinde tasarlanmış ve ticarileşmiş olmaları şartıyla,
yaratacağı katma değeri yüzdesel olarak yenilikçilik oranı olarak
hesaplanmaktadır. Yani “inovasyon” sürekli doğru pazar koşullarına yatırım
yapan ve geleceği kavrayan kuruluşlarda yaşanacaktır.
Yapay Zekâ
kullanımı kaçınılmazdır. Asıl kaygı YZ projelerinin sağlayacağı etki ve
rekabetçiliğin yönetilmesinde aranmalıdır. Yani asıl anlayış, uz görü ve sezgi ince
yetenekleri güçlü uzmanlarla sistemin tasarlanması ve yürütülmesinde
düşünülmelidir.
Açıkçası Doğal
Zekâ, akıl, bilimsel yetkinlik ve duygusal yaklaşım ile YZ de yanına arkadaş
olarak alabilen kişiler olarak gelişecektir.
Almış olduğum
sözler çerçevesinde daha birçok konuda deneyimlerimi paylaşmaya çalıştım.
Tarkan Gürbüz hocamıza bir kez daha sonsuz teşekkürlerimler…