Yıl,
Milattan önce 8 bin…
Avcı,
toplayıcı toplumlar korku ve kaygı içinde anlık, günlük yaşam mücadelelerini zorluklarla sürdürmekteydiler. Mevsimler değişmekte, yaz, kış, yağmur, çamur,
sıcak, sis, bulut fark etmeden cesaretle avlanmaktaydılar.
Belki de her gün
daha uzun mesafeler kat ederek yiyecek bulma önceliği hedefleri olmuştu.
Günlük avlanmak ve beslenmek şartlarının getirdiği gereksinim sonucu bereketli
topraklarda yerleşimler kurmak gerçeği ile karşı karşıyaydılar. Toprağı işlemek
yeteneğine sahip olmamaları, topladıkları yemişleri depolayamamaları sebebiyle göçebe
toplum tarzını benimsemişlerdi.
Mücadele
etmenin ön koşulunun kadın ve erkeklerin birbirlerine omuz vermeleri olması kaderlerini
belirleyecekti. İşbirliği doğal olarak kendiliğinden tanımlanıyordu. Erkeklerin
avcılık, kadınların ise daha yakın ağaçlardaki meyveleri toplamak üzere görev
dağılımı yapmaları kaçınılmazdı.
Vahşi
hayvanları avlamak, göllerden, denizlerden balık tutmak için yetenekleri
pekiştirmek renklerin gizeminde saklıydı. Hayvanlar görünmemek, fark edilmemek
amacıyla doğal renklerle uyum sağlamışlardı. Resimde kedimizi, Şipi’yi bahçede
dolaşırken görebilirsiniz. Sarmaşıklar arasında algılamak oldukça karmaşık…
Ancak mavi
gökyüzünün Şipi’yi nasıl belirgin hale getirdiği de net olarak izlenebiliyor. Mavi
rengin belirgin ayrıştırıcı gücü şekillerin seçiminde hızlı tanımayı sağlıyor.
Buluş zamanında kendiliğinden oluşmuş, erkekler mavi renk üzerinde avlarını
daha kolay seçebilmişti.
Ağaçlar
ilkbaharda çiçeklenmekte, tomurcuklanmakta ve kısa zamanda meyveye
dönüşmekteydi. Renklerinin yeşilden pembeye ve kırmızıya dönmesi sonucunda, meyvelerin
toplanma zamanı belirleniyordu. Kadınların olgun meyveleri seçebilmeleri yeşil
yapraklar arasında pembe renk kavrayışına bağlıydı.
Erkek çocukların Mavi,
Kız çocukların Pembe renk ile dünyaya hoş gelmeleri geleneği özünde
hoşgörüyü, sevgiyi, saygıyı, eşitliği, paylaşımı barındırmaktadır.
Yıl, Milattan sonra 2021…
Neredeyse
10.000 yıldır itina ile korunmuş, süregelmiş, renklerin cazibesine ve dengesine
zarar vermek bütün taraflara da hasar verecektir. Şimdilerde anlam kargaşası yaşanmaktadır ancak renklerin coşkusunun,
çeşitliliğinin ve değerinin farkında olunduğu, sağduyulu, iyi yürekli
insanların yaşadığı bir dünya karşılığında bize doyumsuz güzelliklerini sunmaya
devam edecektir.